Deprem & Delta Formasyonu

Öğeyi Oyla
(0 oy)

GÖMEÇ OVASI DEPREMSELLİĞİ

MS 11 ile 16 Ekim 2001 tarihleri arasında incelenen deprem kayıtlarında Gömeç adı yalnızca 6 Ekim 1944 Edremit Körfezi-Ayvacık Depremi’nde “Gömeç bucağında da binaların büyük bölümü yıkılmıştır.” şeklinde geçmektedir. Bilindiği gibi depremlerin episantrları belli bir alanın uzağında gelişseler bile o alan önemli ölçüde etki altında kalabilmektedir. Bu merkezin merkez üssü de Gömeç yerleşimine kuş uçumu 35-40 km mesafede olmasına rağmen burada etkili olması, yatay ivme ve yer sarsıntısı büyütme değerleri ile ilgilidir.

17 Ağustos 1999 depreminde de Türkiye’nin çeşitli yerlerinde ölçülen en büyük yatay ivme ve yer büyütme değerlerinde Çanakkale’den sonra Burhaniye ikinci sırada yer almıştır. Şayet Gömeç’te ölçüm yapılmış olsaydı, Gömeç’in yerleşme yeri özellikleri de dikkate alınarak durum, Burhaniye’den ne kadar farklı olurdu? sorusunu akla getirmektedir.Bu duruma göre inceleme alanı, deprem üretebilecek diri faylara sahip olmasa da, çevrede gelişebilecek yakın depremlerin etkisi altında kalabilecektir. Özellikle çevresine göre kalın alüvyal örtüler oluşturan Gömeç Ovası’ndaki yerleşmeler hiç şüphesiz söz konusu depremlerden daha çok etkilenecektir.

Analizler için 1903- 2001 arasındaki 98 yıllık süre içerisinde meydana gelen magnitüdü 4’e eşit ve daha büyük olan depremler esas alınmıştır. Depremlere ait analizler aşağıda yorumlanmaya çalışılmıştır.lnceleme alanına ait magnitüd-frekans ilişkisi incelendiğinde ilk dikkati çeken özellik, magnitüdü küçük olan depremlerin frekans değerlerinin yüksek olmasıdır. %93 ü 5.5 M den daha küçük olduğu hesaplanmıştır. Bu da bölgedeki sismo-tektonik aktivitenin hala devam ettiğini göstermektedir .

Odak derinliği-frekans ilişkisi incelendiğin de ise, inceleme alanında meydana gelen depremlerin tamamının odak derinliği 70 km. nin altındadır. Bu da bu bölgede meydana gelen depremlerin sığ depremler olduğunu gösterir. Bunlardan %53 kadarının odak derinliği 0-10 km. arasındadır. (Batı Anadolu’da yer kabuğu kalınlığının 25-30 km. olduğu düşünülürse, meydana gelen depremlerin yaklaşık %90 ının kabuk içinde, %lO unun da kabuk altında olduğunu söyleyebiliriz. Ayrıca sığ depremlerin, en tahripkar depremler olduğu da unutulmamalıdır.

Zaman-frekans ilişkisine göre depremlerin yıl içerisindeki dağılışına baktığımızda mayıs ve kasım ayları hariç diğer aylar %10 değerini aşmamaktadır.Fakat şubat, mart, nisan, mayıs ve haziran ayları ilk bakışta dikkati çekmektedir. Bu 5 aylık devre içerisinde meydana gelen depremlerin oranı yaklaşık %50 dir. Diğer %50 lik kısmı ise daha düşük oranlarla 7 aya dağılmaktadır. En düşük oran temmuz ayında (5.2), en yük sek oran ise kasım ayında (10.5) görülmektedir. Çizilen bu tablo depremlerin belli dönemlerde mi yoğunlaştığı sorusunu gündeme getirmektedir.

Gömeç ve yakın çevresinde yıkıcı depremlerin yaşanma olasılığı oldukça fazladır. Örneğin 6 büyüklüğündeki bir depremin 50 yıl içerisinde olma ihtimali %87. 1 iken 100 yıl içerisinde olma olasılığı %98.3 tür. Yine 7 büyüklüğünde ki bir depremin 50 yıl içinde olma ihtimali %42.3 iken 100 yıl içinde olma olasılığı %66.7 dir. Bu oranların oldukça yüksek olduğu görülmektedir

GÖMEÇ DELTA FORMASYONU

 

Balıkesir ilinin Gömeç kazası sınırları içinde yer alan Kuzulu Çayı ve Gömeç Çayı’nın yukarı havzası yaklaşık 44 km Bu akarsular yağışsız dönemlerde kuru bir yatağa, yağışlarla birlikte özellikle kış mevsiminde sel karakteri gösteren bir akışa sahiptir.

Gömeç Çayı, Karanlık Dere ve Mezarlık Dere adında iki kolun birleşmesinden meydana gelmektedir. Bu iki kol Soğukkuyu mevkiinde birleşerek denize doğru Gömeç Çayı adını alarak akmaktadır.Gömeç Çayı, Soğukkuyu mevkiinden itibaren 2250 metrelik iki tarafı seddeli kanal ile Gömeç-Ayvalık karayoluna ulaşmakta, karayolunu geçtikten sonra Gömeç ovasında 2500 metrelik iki tarafı seddeli kanal ile denize 250 m mesafeye kadar devam etmekte, buradan sonra doğal bir kanal ile Ege Denizi’ne akmaktadır.          Bu dere ile ilgili çalışmalar 1953 yılına kadar uzanmaktadır.

1953 yılında hazırlanan bir raporda, Gömeç Çayı’nın taşkın mevsimlerinde 6000 dekar araziyi sular altında bıraktığından bahsedilerek Gömeç ovasındaki ziraat zarar verdiği anlatılmaktadır. Bu raporda Gömeç Çayı’nın Soğukkuyu mevkiinden denize doğru olan yaklaşık 4700 metrelik kısmının iki tarafı seddeli olarak kurutma kanalı içine alınması ve iki yere de tersip bendi yapılması önerilmiştir. Bu önerilerden seddeli kanal yapılmış,tersipbendleri yapılmamıştır.

Gömeç Çayı’nın taşıdığı rüsubat adeta kum-çakıl dilleri gibi denize akmış, kıyıda birikme olmuş, 2 km sahil boyunca sahilden 100 m açıklara kadar da balçık, sığ ve bulanık bir bölge oluşmuştur.Özellikle yağışlı zamanlarda bu durum daha da belirginleşmiş, çay ağzı önlerinde kıyının morfolojik yapısı tamamen değişmiş, küçük adacıklar oluşmuştur . ince malzeme hakim rüzgar yönüne göre kıyıya yayılmış ve bu civarda akıntının azalmasıyla birlikte bu alana yığılmıştır.

         Yığılan bu malzeme denizden esen rüzgarlarla kara içine hareket etmeye başlamış ve bu alandaki kumul barı oluşturmuştur. Ancak kumulun üzerine yerleşen bitkiler kumulun ilerlemesini kısmen önlemiştir.

Gömeç Çayı ve Kuzulu Çayı planlama raporlarında, bu derelerin yukarı havzalarında yüzey erozyonu olduğu belirtilmektedir. Bu çayların yukarı havzaları 1950 ve 1960’lı yıllarda zengin bitki örtüsüne sahip iken daha sonra ormanlık alanlar ortadan kaldırılmış, bunların yerini zeytinlik ve tarım alanları almıştır. 1950 ve 1960 yıllarına ait planlama raporlarında bile bu önemli konuya dikkat çekilerek Gömeç Çayı ve Kuzulu Çayı kurutma kanallarının menba bölgelerine tersip bendleri önerilmiştir.

Ancak akarsu düzenleme çalışmaları yeterli ve uygun olmayınca, tersip bendleri inşa edilmeyince aradan geçen 40 yıl içinde yukarı havzadan gelen verimli topraklar şiddetli yağışlarda hiçbir engel ile karşılaşmadan denize taşınmıştır. Yukarıda bahsedilen olayların sonucunda hem verimli tarım toprakları kaybedilmiş, hem de bu olayın olumsuz etkileri çay ağzı önlerinde kıyı bölgelerinde ortaya çıkmıştır. Özellikle 1998 yılının Şubat ayındaki şiddetli yağışta hem Gömeç ovasında ve Gömeç kazasında önemli miktarda mal ve ürün kaybı olmuş, hem de denizdeki bu balçık bölge daha da belirginleşmiştir.

Gömeç Çayı’nın denize sadece rüsubat değil aynı zamanda bir zeytin yağı fabrikasının siyah renkte ve kötü kokulu atık sularını da taşıdığı gözlenmiştir. Gömeç Çayı’nın denize taşıdığı rüsubat sonucu oluşan çamurlu, balçık tabakadan hem de bu zeytinyağı fabrikasının atık sularından kaynaklanmaktadır. Zeytinyağı üretiminden kaynaklanan atık sular esas olarak zeytinde bulunan maddeleri içermekte olup, karasu olarak tanımlanan atık suyun , yağ ve organik madde bakımın dan çok konsantre olması nedeniyle arıtımının çok güç olduğu bilinmektedir.

Okunma 520 defa

Kardeş Belediyeler

logo Keçiören Belediyesi
Nazmim logo2 Kocasinan Belediyesi

 

Foto Galeri

033229
BugünBugün63
DünDün195
Ziyaretci: 1